Paz. Oca 25th, 2026

Dîvân Şiirinde “Müstakîm Ol” Kavramı: Ahlâk, İtikad ve Estetik Bağlamında Bir İnceleme

Bu makalede, dîvân şiirinde sıkça karşılaşılan “müstakîm ol” ifadesi ahlâkî, dinî ve tasavvufî boyutlarıyla ele alınmaktadır. İnceleme, ek metin olarak verilen ve farklı yüzyıllarda yaşamış şairlerin manzumelerini ihtiva eden örnekler temel alınarak hazırlanmıştır. Çalışmada Nâbî, Rıf‘at Efendi, Şeref Hanım, Diyarbakırlı Said Paşa, Raşid Ali Efendi (Kemterî), Edirne Müftüsü Fevzi Efendi ve Yozgatlı Fennî Efendi’nin şiirleri üzerinden istikâmet kavramının dîvân şiirindeki anlam alanı ortaya konulmuştur. Böylece dîvân şiirinin yalnızca estetik bir söylem değil, aynı zamanda ahlâkî ve didaktik bir gelenek olduğu gösterilmektedir.

GİRİŞ

1.1. Problem Durumu

Klasik Türk edebiyatı, uzun yıllar boyunca estetik yönü ön plana çıkarılarak değerlendirilmiş; ahlâkî, dinî ve didaktik boyutları ise çoğu zaman ikincil planda kalmıştır. Oysa dîvân şiiri, yalnızca bireysel duygulanımların değil, aynı zamanda toplumsal ve dinî değerlerin de aktarımını üstlenen güçlü bir kültürel mirastır. Bu miras içerisinde yer alan “müstakîm ol” ifadesi, doğruluk, denge ve süreklilik kavramlarını bünyesinde barındıran temel bir ahlâk ilkesini temsil etmektedir. Ancak söz konusu ifadenin dîvân şiirindeki kullanımı, çoğu çalışmada dağınık biçimde ele alınmış; kavram merkezli bütüncül bir inceleme yapılmamıştır.

1.2. Araştırmanın Amacı

Bu tezin amacı, dîvân şiirinde “müstakîm ol” ifadesinin hangi bağlamlarda kullanıldığını tespit etmek ve bu kullanımın ahlâkî, tasavvufî ve estetik boyutlarını ortaya koymaktır. Çalışmada farklı yüzyıllarda yaşamış şairlerin manzumeleri incelenerek istikâmet kavramının şiirsel söylem içindeki işlevi değerlendirilecektir.

1.3. Yöntem

Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden metin tahlili ve karşılaştırmalı edebiyat yöntemi kullanılmıştır. İnceleme nesnesi olarak seçilen manzumeler, bağlam merkezli okuma esas alınarak değerlendirilmiş; beyitler hem ait oldukları metin bütünlüğü içinde hem de dönemsel şartlar göz önünde bulundurularak yorumlanmıştır.

1.4. Sınırlılıklar

Çalışma, yalnızca ek metinde yer alan yedi şairin şiirleriyle sınırlandırılmıştır. “Müstakîm ol” ifadesinin geçmediği, ancak dolaylı olarak istikâmet temasını işleyen manzumeler kapsam dışında bırakılmıştır.


2. KAVRAMSAL VE KURAMSAL ÇERÇEVE

2.1. İstikâmet Kavramının Dinî Boyutu

İstikâmet kavramı, İslâm düşüncesinde doğruluk ve kararlılık anlamlarını ifade eden temel bir ahlâk ilkesidir. Kur’ân-ı Kerîm’de “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayeti, istikâmetin süreklilik arz eden bir davranış biçimi olduğunu ortaya koymaktadır. Hadis literatüründe de istikâmet, iman ile doğrudan ilişkili bir kavram olarak ele alınmıştır.

2.2. İstikâmet ve Ahlâk

İstikâmet, ahlâk felsefesi açısından bireyin iç dünyası ile dış davranışları arasındaki tutarlılığı ifade eder. Bu yönüyle istikâmet, yalnızca doğruyu bilmek değil, doğruyu sürekli olarak uygulamak anlamına gelir. Dîvân şiirinde istikâmet, çoğu zaman bireyin nefsî arzularına karşı geliştirdiği ahlâkî direncin sembolü olarak karşımıza çıkar.

2.3. Dîvân Şiirinde Nasihat Geleneği

Nasihat, dîvân şiirinin temel işlevlerinden biridir. Gazel, mesnevî ve musammat gibi farklı nazım biçimlerinde karşımıza çıkan nasihat unsurları, şairin topluma ve bireye yönelik ahlâkî sorumluluğunu yansıtır. “Müstakîm ol” ifadesi de bu nasihat geleneğinin yoğunlaştığı anahtar söylemlerden biridir.


1. İstikâmet Kavramının Dinî ve Ahlâkî Arka Planı

İstikâmet, İslâm düşüncesinde Kur’an ve Sünnet merkezli bir doğruluk anlayışını ifade eder. “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayeti ve ilgili hadisler, istikâmetin süreklilik arz eden bir davranış biçimi olduğunu göstermektedir. Bu yönüyle istikâmet, anlık bir fiil değil, hayatın bütününü kuşatan bir ahlâk ilkesi olarak değerlendirilmelidir.

Dîvân şairleri de bu kavramı yalnızca bireysel dindarlıkla sınırlamaz; toplumsal ilişkiler, sanat anlayışı ve tasavvufî seyr ü sülûk bağlamında ele alırlar.


2. Dîvân Şairlerinde “Müstakîm Ol” Söylemi

2.1. Nâbî’de Hikemî İstikâmet

Nâbî’nin şiirlerinde “müstakîm ol” ifadesi, feleğin eğriliğine rağmen doğruluk üzere kalma öğüdüyle birlikte kullanılır. Şair, hayatın değişken ve çoğu zaman adaletsiz görünen akışı karşısında bireyin istikâmetten ayrılmaması gerektiğini vurgular. Neyzen benzetmesiyle eğri duruşa rağmen doğru makamın icra edilebileceği ifade edilir.

2.2. Rıf‘at Efendi’de Kitap ve Sünnet Merkezli Doğruluk

Rıf‘at Efendi’nin mahlasnâmesinde istikâmet, açık biçimde Kur’an ve Sünnet’e ittibaya bağlanır. Bu yaklaşım, dîvân şiirinde istikâmetin teorik değil, pratik ve normatif bir değer olarak ele alındığını göstermektedir.

2.3. Şeref Hanım’da Aşk Ahlâkı ve İstikâmet

Şeref Hanım’ın gazelinde “müstakîm ol” ifadesi, aşk adabına riayet etme çağrısıdır. Şair, âşığın dertlere sabırla katlanmasını ve sevgili karşısında edebe aykırı davranışlardan kaçınmasını ister. Böylece istikâmet, tasavvufî ve duygusal bir bağlamda yorumlanır.

2.4. Diyarbakırlı Said Paşa’da Toplumsal ve Ahlâkî Öğüt

Said Paşa’nın meşhur “Müstakîm ol Hazret-i Allah utandırmaz seni” mısraı, istikâmeti ilâhî yardımın şartı olarak sunar. Şair, hile, riya ve zulüm gibi ahlâkî zafiyetlerden uzak durmayı istikâmetin doğal sonucu olarak değerlendirir.

2.5. Kemterî’de Tasavvufî İstikâmet

Raşid Ali Efendi’nin perde gazelinde istikâmet, kesretten vahdete ulaşmanın yolu olarak sunulur. “Dergâh-ı Âl-i Abâ” vurgusu, Ehl-i Beyt merkezli bir tasavvufî yönelimi işaret eder.

2.6. Fevzi Efendi ve Fennî Efendi’de Nasihat Üslubu

Her iki şairde de “müstakîm ol” ifadesi nasihat üslubuyla kullanılır. Doğruluk, bireyin hem kendisiyle hem de toplumla kurduğu ilişkinin temel şartı olarak görülür.

3. DÎVÂN ŞİİRİNDE “MÜSTAKÎM OL” SÖYLEMİ: METİN TAHLİLLERİ

3.1. Nâbî’de İstikâmet Anlayışı

Nâbî, hikemî tarzın en güçlü temsilcilerinden biri olarak dîvân şiirinde ahlâkî söylemi sistemli biçimde kullanan bir şairdir. Onun şiirlerinde istikâmet, bireyin dünya hayatındaki belirsizlikler ve feleğin değişkenliği karşısında doğruluktan sapmaması şeklinde ele alınır. Nâbî’ye göre insan, dış şartlar ne kadar olumsuz olursa olsun, ahlâkî tutarlılığını korumakla yükümlüdür.

Şairin ilgili beyitlerinde “müstakîm ol” ifadesi, yalnızca bireysel bir öğüt olarak değil, aynı zamanda toplumsal düzenin devamı için gerekli bir ilke olarak sunulur. Bu bağlamda istikâmet, sabır ve tevekkül kavramlarıyla birlikte düşünülür.

3.2. Rıf‘at Efendi’de İstikâmet ve Dinî Hassasiyet

Rıf‘at Efendi’nin şiirlerinde istikâmet, doğrudan dinî sorumlulukla ilişkilendirilmiştir. Şair, doğruluk ve istikrarı imanın doğal bir sonucu olarak görür. “Müstakîm ol” ifadesi, bireyin söz ve fiillerinde tutarlı olmasını, dinî emirlerle çelişen davranışlardan kaçınmasını öğütleyen bir nasihat niteliği taşır.

Bu yaklaşımda istikâmet, dünyevî başarıdan ziyade uhrevî kurtuluşun anahtarıdır. Şair, okuyucuyu geçici menfaatler uğruna ahlâkî çizgiden sapmamaya davet eder.

3.3. Şeref Hanım’da Aşk ve Ahlâk Dengesi

Şeref Hanım’ın şiirlerinde “müstakîm ol” söylemi, aşk ahlâkı çerçevesinde ele alınır. Şair, aşk yolunda samimiyet ve sadakatin temel ilke olması gerektiğini vurgular. Bu bağlamda istikâmet, âşığın hem beşerî hem de ilâhî aşkta tutarlılığını koruması anlamına gelir.

Şeref Hanım’ın yaklaşımında istikâmet, duygusal aşırılıklara kapılmadan sevgi ve bağlılığı sürdürmeyi ifade eden bir denge unsurudur.

3.4. Diyarbakırlı Said Paşa’da İstikâmet ve İlâhî Yardım

Said Paşa’nın manzumelerinde istikâmet, ilâhî yardımın ve lütfun ön şartı olarak sunulur. Şaire göre kul, doğru yolda sebat ettiği sürece Tanrı’nın inayetine mazhar olur. Bu anlayış, tasavvufî düşüncenin kader ve tevekkül anlayışıyla örtüşmektedir.

“Müstakîm ol” ifadesi, burada pasif bir bekleyişi değil, bilinçli ve kararlı bir duruşu temsil eder.

3.5. Kemterî, Fevzi Efendi ve Fennî Efendi’de Ortak Söylem

Kemterî, Fevzi Efendi ve Fennî Efendi’nin şiirlerinde istikâmet, bireyin iç dünyasında kurduğu ahlâkî düzenin dış dünyaya yansıması olarak ele alınır. Bu şairler, doğruluk ilkesini çoğu zaman nasihat tonu ağır basan beyitlerle ifade etmişlerdir.

Söz konusu manzumelerde “müstakîm ol” ifadesi, dünyevî hırsların geçiciliğine karşı kalıcı değerlerin savunusu niteliğindedir.


4. KARŞILAŞTIRMALI DEĞERLENDİRME

İncelenen şairlerin tamamında istikâmet, temel bir ahlâk ilkesi olarak ortaklaşa vurgulanmaktadır. Ancak kavramın ele alınış biçimi, şairlerin poetik anlayışlarına ve dünya görüşlerine göre farklılık göstermektedir. Nâbî’de toplumsal düzen ön plandayken, Şeref Hanım’da bireysel aşk ahlâkı öne çıkar. Said Paşa’da ise istikâmet, ilâhî yardımla doğrudan ilişkilendirilmiştir.

Bu farklılıklar, dîvân şiirinin tek tip bir ahlâk anlayışı sunmadığını; aksine aynı kavram etrafında zengin ve çok katmanlı bir söylem ürettiğini göstermektedir.


5. SONUÇ

Bu çalışma, dîvân şiirinde “müstakîm ol” ifadesinin yalnızca kalıplaşmış bir nasihat söylemi olmadığını; ahlâk, tasavvuf ve estetik boyutlarıyla çok yönlü bir anlam dünyasına sahip olduğunu ortaya koymuştur. Şairler, istikâmet kavramı aracılığıyla bireyin hem içsel hem de toplumsal sorumluluklarını hatırlatmışlardır.

Elde edilen bulgular, dîvân şiirinin ahlâkî yönünün yeniden değerlendirilmesi gerektiğini göstermekte; klasik metinlerin modern okumalara açık zengin bir içerik sunduğunu ortaya koymaktadır.


KAYNAKÇA

Akün, Ö. F. (2013). Divan edebiyatı. TDV İslâm Ansiklopedisi.

Banarlı, N. S. (2001). Resimli Türk edebiyatı tarihi. İstanbul: MEB Yayınları.

Kaplan, M. (1999). Şiir tahlilleri. İstanbul: Dergâh Yayınları.

Pala, İ. (2010). Ansiklopedik divan şiiri sözlüğü. İstanbul: Kapı Yayınları.

TDV İslâm Ansiklopedisi. (2000–2020). İlgili maddeler.

By Admin

Related Post

Bir Yorum Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.