Divan edebiyatında şairler, duygularını ve hayallerini yansıtabilmek için edebî sanatların zengin imkânlarından yararlanmışlardır. Bu sanatlar arasında hüsn-i talil, olayların gerçek sebepleri yerine hayalî ve estetik sebepler ileri sürerek şiire derinlik kazandıran bir yöntem olarak öne çıkar. Hüsn-i talil, şairin iç dünyasındaki duyguların ve tasavvurların estetik bir görünüm kazanmasını sağlar. Bu makalede hüsn-i talil sanatının divan şairinin iç yansıması olarak nasıl işlev gördüğü, tasavvufî, rindâne ve ictimaî bağlamlarda örneklerle incelenmektedir.
Giriş
Sanatkâr, içinde bulunduğu edebî geleneğin etkisiyle eserlerini şekillendirir. Divan şairleri, mazmun, üslup ve edebî sanatlarla süslenmiş eserlerinde hüsn-i talili sıkça kullanmışlardır. Hüsn-i talil, bir olayın gerçek sebebi yerine şairane bir sebep ileri sürme sanatıdır. Bu yaklaşım, şairin iç dünyasındaki duyguları estetik bir biçimde dışa yansıtmasına olanak tanır.
Hüsn-i Talil Kavramı
Kelime anlamı olarak “hüsn” güzellik, “talil” ise sebep gösterme demektir. Edebî bir terim olarak hüsn-i talil, bir olayın gerçek sebebi yerine hayalî ve güzel bir sebep ileri sürmektir. Bu sanat, şairin yaratıcı gücünü ve estetik bakış açısını ortaya koyar.
Tasavvufî Neşve ve Hüsn-i Talil
Tasavvufî şiirde ölüm, yok oluş değil Allah’a kavuşma olarak görülür. Mevlânâ’nın “şeb-i arûs” kavramı, ölümü sevgiliye kavuşma olarak yorumlar. Fuzûlî’nin beyitlerinde ölüm, sevgili uğruna can vermek şeklinde estetize edilir. Zâtî’nin beyitlerinde şehitlik ve nur kavramları hüsn-i talil ile birleştirilerek ilahî bir anlam kazanır.
Rindâne Neşve ve Hüsn-i Talil
Divan şiirinde aşk, hem beşerî hem de ilahî boyutlarıyla işlenmiştir. Bâkî’nin beyitlerinde âhın gökyüzünü morartması, sevgiliye duyulan aşkın olağanüstü bir etkiyle yorumlanmasıdır. Nev’î’nin beyitlerinde âşıkların başının göğe erişmesi sevgilinin güneşle olan ilgisine bağlanır. Ahmed Paşa ise sevgilinin hayaliyle yanmayı mumun yanmasına benzeterek hüsn-i talil yapar.
İctimaî Neşve ve Hüsn-i Talil
Divan şairleri toplumsal hayatı da hüsn-i talil aracılığıyla yorumlamışlardır. Fuzûlî, insanların perişanlığını kendi âhına bağlayarak bireysel duygularını toplumsal bir bağlama taşır. Cinânî, dünyanın geçici bir konak olduğunu hüsn-i talil ile dile getirir. Şeyhî ise sevgilinin ilgisizliğini zekât verme şartlarına bağlayarak toplumsal bir uygulamayı estetik bir nedene dönüştürür.
Sonuç
Divan edebiyatında hüsn-i talil, şairin iç dünyasını estetik bir biçimde dışa yansıtmasının en önemli araçlarından biridir. Tasavvufî, rindâne ve ictimaî bağlamlarda kullanılan bu sanat, şairin olumsuz olayları olumlu bir nedene bağlama çabasını gösterir. Hüsn-i talil sayesinde acı ve ızdırap, sevinç ve saadete dönüşür; şairin iç dünyası estetik bir görünüm kazanır.
Kaynakça
- Akay, H. (1997). Sanatta Hüsn-i Talil Meselesi. İstanbul: Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi.
- Andrews, W. G. (2009). Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı. İstanbul: İletişim Yayınları.
- Bilgegil, M. K. (1989). Edebiyat Bilgi ve Teorileri-Belâgat. İstanbul: Enderun Kitabevi.
- Burckhardt, T. (1988). Dinî Sanat. İstanbul: İnsan Yayınları.
- Coşkun, M. (2007). Sözün Büyüsü-Edebî Sanatlar. İstanbul: Dergâh Yayınları.
- Çetin, N. (2003). Şiir Çözümleme Yöntemi. Ankara: Öncü Basımevi.
- Çetişli, İ. (2008). Edebiyat Sanatı ve Bilimi. Ankara: Akçağ Yayınları.
- İsen, M. (1994). Acıyı Bal Eylemek. Ankara: Akçağ Yayınları.
- Kocatürk, V. M. (1964). Divan Edebiyatı, Halk Edebiyatı. İstanbul: Varlık Dergisi.
- Küçük, İ. (2011). Bâkî Divanı. İstanbul: Akademik Yayınları.
- Parlatır, İ. (2012). Fuzûlî Divanı. Ankara: Akçağ Yayınları.
- Sefercioğlu, N. (2001). Nev’î Divanı. İstanbul: Akademik Yayınları.
- Tolasa, H. (2001). Ahmed Paşa Divanı. Ankara: Akçağ Yayınları.
